Kırtas hadisesi

HaKKaNiYeT

Es selamu aleykum Hocam…

Resulullah(sav) vefat etmek üzreyken kalem kağıt istemiş birşeyler yazdırıcakmışki kendisinden sonra ümmet ihtilafa düşmesin diye,,,Bir kısım insanlar kalem-kağıt aramış fakat Hz.Ömer(ra) o bize kurandan başka bir şey bırakamaz diyerek buna müsade etmemiştir.

Bu olay doğrumu?Eğer doğruysa Hz.Ömer(ra) zahirde Resulullah(sav) a muhalefet etmiş gibi duruyor,bunu izah eder misiniz?

BİSMİHİ TEALA  We aleykümü’s-selam  İslâm tarihinde üzerinde en çok tartışılan, ehl-i sünnet uleması ile şii alimleri arasında ihtilaf edilen noktalardan birisi de kırtas hadisesi denilen meseledir. Meseleyi önemli kılan noktalardan en önemli ikisinden birisinin sahabe-i kiram’ın özellikle Hz. Ömer’in (radıyallahu anhum ecmein) resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) sözünü dinlememesi iddiası, diğeri de şii‘lerin resulullah’tan (Sallallahu aleyhi ve sellem) sonra İmamet Hz. Ali’nin (radıyallahu anh) hakkı olduğu ve resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) bunu vasiyet edeceği, dolayısıyla bunun enğellendiği iddiasıdır.  Öncelikle meseleyi hadisenin en yakın tanıklarından olan ve hadisenin evinde (odasında) geçen Hz. Aişe’den (radıyallahu anha) kısaca hatırlamak gerek:  Kırtas hadisesi hicretin 11. yılının rebiulevvel ayının başlarında resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) vefatından beş gün önce Perşembe günü meydana gelmiştir. Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) hastalığı ve ağrısı şiddetlenmiş gözlerinden yaşlar akmaya başlamıştı. Bunun üzerine resululllah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘‘ Bana bir divit ve bir de beyaz yaprak getirin. Ben benden sonra sizi ebediyen saptırmayacak bir yazı yazıyorum‘‘ dedi.Bunun üzerine yanında bulunan sahabeler (radıyallahu anhum) kendi aralarında ihtilaf ettiler, ve uygun olmadığı halde yanında tartışmaya başladılar. Ve şöyle dediler:       ‘‘ Şüphesiz hastalığının artmasından dolayı resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem)  sayıklamaya başladı‘‘ Hatta bu sözü resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) yanında da söylediler. Bunun üzerine resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) ‘‘ Beni yanlız bırakın. Benim üzerinde olduğum şey, benim kendisine çağrıldığım şeyden daha hayırlıdır.‘‘ buyurdu. (İbn-i Esir, el kamil, c:2 sh: 320)  İbn-i Abbas’tan (radıyallahu anhuma) gelen bir rivayette ‘‘bundan sonra üç şey vasiyet etti. Müşriklerin arab yarım adasından çıkarılması, Medineye gelen heyetlerin kendisinin ağırladığı gibi ağırlanması, Üçüncüsün de ise kasten sustu veya ben unuttum.‘‘ (İbn-i Esir, el kamil, c:2 sh: 320) ilavesi bulunmaktadır. Müslim’in yine Hz. Aişe’den (radıyallahu anha) rivayet ettiği bir hadiste hadise şöyle rivayet edilmektedir:   قَالَتْ قَالَ لِى رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- فِى مَرَضِهِ « ادْعِى لِى أَبَا بَكْرٍ وَأَخَاكِ حَتَّى أَكْتُبَ كِتَابًا فَإِنِّى أَخَافُ أَنْ يَتَمَنَّى مُتَمَنٍّ وَيَقُولَ قَائِلٌ أَنَا أَوْلَى. وَيَأْبَى اللَّهُ وَالْمُؤْمِنُونَ إِلاَّ أَبَا بَكْرٍ   ‘‘Hz. Aişe (radıyallahu anha) şöyle demiştir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) hastalığın (ın şiddetlendiği zaman) bana ‘‘ Babanı ve kardeşini (Abdurrrahman ) bir yazı yazdırmam için çağır. Zira cidden ben bir temenni edicinin ‘‘(hilafete) ben daha layıkım‘‘ diye temenni etmesinden korkuyorum.‘‘ dedi. Ancak daha sonra ‘‘ ALLAH (Celle celalühü) ve mü’minler Ebu Bekir’den (radıyallahu anh) başkasına razı olmazlar.‘‘ düşüncesiyle bundan vazgeçti. (Müslim,6332)

 Resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) yanında bulunan başta Hz. Ömer (radıyallahu anh) olmak üzere bütün sahabe bu sözü duymuştu. Şii‘lerin  burada ki iddiaları ‘‘ Resulullah(Sallallahu anleyhi ve sellem) kendisinden sonra imamete Hz. Ali’yi (radıyallahu anh) söyleyerek vasiyet edecekti. Ama  Hz. Ömer (radıyallahu anh) buna engel olmuştur.‘‘ şeklindedir. Ancak Müslimin rivayetinde de belirtildiği gibi, resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bundan kendi istediği ile vazgeçtiğidir.  Kaldı ki, şii’lerin dediği gibi olduğunu farz edersek dahi, hadise resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) vefatından beş gün önce Perşembe günü meydana gelmiştir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) pazartesi günü vefat ettiğine göre, arada geçen dört gün boyunca resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) mutlaka yazdırılması gereken bir şey olsaydı, onu mutlaka yazdırır Ne Hz. Ömer (radıyallahu anh) ne de başka biri buna engel olabilirdi. Ama resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir daha kağıt ve kalem istemediği gibi, bu olay hakkında da tek kelime etmemiştir.  Bununla beraber hadisenin olduğu anda Hz. Ömer’in (radıyallahu anh) itirazına (sadece gelen bir rivayete göre ibn-i Abbas bir reaksiyon göstermiş onun haricin de) hiç bir sahabe karşı çıkmamış. Eğer bu hareket resulullah’a (Sallallahu aleyhi ve sellem) bir karşı çıkış veya su-i edeb olsaydı, sahabenin buna itiraz etmemesi nasıl mümkün olabilirdi?  Meselenin bir farklı yönü de şudur. Bundan önce de sahabe bir çok konuda farklı görüşlerde bulunmuş ve bu gayet doğal karşılalanarak sahabe arasında ki faklı düşünceler kırtas hadisesi gibi büyütülmemiştir. Bu da şii’lerin bu meseleyi siyasi bir hadise şekline sokarak, ehl-i sünnet’e saldırmak için siyasi malzeme konusu yapılmasına sebeb olmuştur.  Son bir hususta şudur. Şii’lerin iddia ettikleri gibi vasiyetin engellenmesi gibi bir durumda söz konusu olamaz. Zira İbn-i Abbas’tan (radıyallahu anhuma) rivayete göre resulullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) vasiyetini sözlü olarak yapmıştı, ve hiç bir engelleme de yapılmamıştır. İbn-i Abbas‘ın (radıyallahu anhuma) resullah (Sallallahu aleyhi ve sellem) kasten sustu veya ben unuttum dediği noktanın ne olduğu belli değildir. Dolayısıyla orada resulullah’ın (Sallallahu aleyhi ve sellem) imamet hakkında bir şey diyeceğini hiç kimse iddia edemez. Zira bu gaybi bilmek gibi bir iddia olur. Kaldı ki, İbn-i Abbas‘ın (radıyallahu anhuma) unutması da şii’lerin sözlerine delil olamaz. Zira hadiseye tek reaksiyon kendisinden gelmiştir. www.makalat.net 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !